İçeriğe geç

Etiket: eğitim

King Aslında İş Yaşamıdır.

Severek okuduğum bir makaleyi sizle de paylaşmak istedim.Gerçekten çok güzel uyarlanmış ve bu oyun iş yaşamında tespit için kullanılmış.

Saf çalışanlarımızın kariyerlerinde yükselebilmeleri sadece gece-gündüz çalışmalarıyla mümkün değildir. İş yaşamının sinsi inceliklerini, sistemin nasıl çalıştığını iyi kavramaları da gereklidir. Bu amaçla, zevkli ve popüler bir iskambil oyunu olan King oyunu ışığında bir kariyerde başarı kılavuzu oluşturmak istedik. King çoğunlukla lise veya üniversite yıllarında öğrenilir. İyi öğrenci dediğimiz, genelde IQ’ları duygusal zekâlarından daha yüksek öğrencilerimiz bu eğitici iskambil oyununu ıskalayıp sadece derslerine ve derecelere odaklanırlar. Yaşamın sırrının okullarda öğretildiği yalanı kendilerine yutturulmuş bu pırıl pırıl gençlerimiz iş yaşamının hain tuzak ve dalaverelerine karşı maalesef hazırlıksız yetişirler. Halbuki lise ve üniversite gibi yaşamlarının çok önemli bir dönemini cafe ve kahvehane gibi daha öğretici yaşam mekanlarında okey veya iskambil oynayarak, King’i de öğrenerek geçiren uyanık bir grup da vardır. Daha çok duygusal zekalarına (EQ) güvenen bu gençler kopyalama sanatında uzmanlaşmak, mezuniyeti 5,6 hatta 7 yıla yaymak, hocaya acındırık çekmek gibi daha gerçekçi yöntemlerle bir şekilde mezun olur ve iş yaşamına kaykılırlar. King’i iyi öğrenmek aslında iş yaşamını iyi öğrenme adımıdır. King oyunu nedir, iş yaşamına neresi benzer? King Oyunu 4 oyuncu ile toplam 20 oyun üzerinden oynanır. Bu oyunlar iki kategoriden oluşur; toplamda 5.200 artı puanın alındığı 8 defa “koz” oyunu ile her  birinden ikişer defa oynan 6 farklı “ceza” oyunu. En yüksek artı puanda bitiren oyuncu oyunu kazanır. Koz oyunları: Koz oyunundaki amaç eldeki kozu kullanarak mümkün olduğu kadar çok her biri +50 puan olan eli almaktır. İş yaşamında da koz atarak parsayı toplayanlar, yani fazla efor, emek sarf etmeden mevki, prim elde edenler hep vardır. En büyük koz elbette yüksek bir yerden, örneğin bir milletvekilinden, patronun arkadaşından oyuncunun eline verilmiş kozdur. Patronun yeğeni gibi bazı oyuncular en büyük koz olan AS (Arkası Sağlam) ellerinde doğarlar. Bu oyuncular ellerindeki kozu daha oyuna (işe) girişte diğer oyunculara bilerek belli eder, böylece daha baştan hadlerini bilmeleri, gereksiz yere kendilerine rakip olmamaları sağlanır. Bazı oyuncular ise üst yönetici dediğimiz güçlü kart dağıtıcılara yakın durarak (bkz 29.04.2010 tarihli gazetemizdeki “Kurumsal Yağ Sanatı” makalemiz) kozu  sonradan elde ederler. Bu kozu da son dakikaya kadar ellerinde tutmaya çalışır, amire diğer yaklaşanları tepiklerler. Ceza oyunları ise 6 farklı türdedir. Kız almaz: Bu ceza oyunundaki amaç her biri -100 puan olan 4 kızdan birisini mümkün olabildiğince almamaktır. Bu eli en etkili oynamak zorunda kalanlar özellikle üretim bölümleri gibi çevrelerinde zaten pek kız bulunmayan, özellikle de işine odaklanmaktan, sosyal yaşamı sıfırlanmış erkek mühendislerdir. Anaları veya sevdikleri arkadaşları acıyıp duruma bir el atarak onlar için birilerini bulmazlarsa hayatta kız alamazlar. Erkek almaz: Burada da kız oyuncular her biri -60 puan olan vale (delikanlı) veya papazı (daha olgun, adam) almazlar. Aslında çok isterler ama yine de alamazlar. Burada bir kısır döngü vardır, çok fazla isterlerse, bu sefer erkekler iyice ürker, hiç mi hiç alamazlar. Baştan bu konuda çok rahat gözüken kızlarımız yaş 30 aşınca çevreye daha bir dikkatli bakarlar. 32’de kadın matematiği dediğimiz endişeli bir hesaplama başlar: “Uygun adayı bu yıl içinde bile bulsam,  evlenmeden önce adamın ikna olması için en az 2 yıl çıkmamız lazım. Diyelim ki işler yolunda gitti, o zaman bile çocuk için 35 yaşına gelmiş olacağım. Şimdiden bile geç kaldım, kaldı ki çevremde uygun birisi bile yok, eyvah …” vs. Hiç kullanılmamış, birinci el erkek  bulmaktan ümidi kesen kızlarımız bir süre sonra yüksek kriterlerini mecburen düşürür, ikinci ele razı olmak zorunda kalırlar. Erkek almaz özellikle bankalarımızda kızlar arasında çokça oynanır. Erkek almayan kızlarımızın önce kendi sinirlerini, sonra da bölümde  birbirlerini gererler. Kupa almaz: Bu ceza oyunundaki amaç her biri -30 puan olan kupa kağıdından en az sayıda almaktır. Bu alanda  en büyük başarı 1982-83 sezonundan bu yana hiçbir (Türkiye) kupasını alamayan firmamızdaki Fenerbahçelilere aittir. (Not,  yazarımız samimiyetle hiçbir takımı tutmamaktadır). Rıfkı Almaz: Rıfkı’yı, yani namı diğer Kupa Papazı’nı alan -320 gibi çok büyük bir puan kaybına uğrar. Rıfkı’yı “çalışanların ortasına düşen, aslında kimsenin direkt işi olarak tanımlanmamış ama firmanın yararı için mutlaka yapılması gereken, angarya, yorucu iş” olarak tanımlıyoruz. Varlıkları ve kimin tarafından yapıldığı üst yönetimce  bilinmediği için “Artistik Puanı” düşük, ama bilgi gerektirdiği ve uğraştırdığı için de “Teknik Puanı” yüksektir. Müşteri veri bankasının güncellenmesi, kime gideceği belli olmayan bir mektubun sahibinin bulunarak iletilmesi, kağıt sıkıştığı için duran fotokopi  makinesinin arıza bilgisinin verilmesi, hatta tamir edilmesi gibi angarya işler Rıfkı kategorisine girer. Rıfkı birini bir kere sevdi mi onu asla bırakmaz, kendisini yiyenin üstünde yapışıp kalır. Çevredeki yemek hizmetlerinin telefonları, hatta millete yarayacak kırtasiye malzemelerinin barındırılmasını bunlar kendilerine iş edinirler. Rıfkı’yı onlara çakanlar ise çoğunlukla da Koz’cu ve El Almaz’cıların kendileridir. Rıfkı kazığını yiyenin omzu hem oyunda hem işte düşer, işte dibe oturur, sonra daha bekleyen başka Rıfkı’lar omzuna  biner.