Kurban bayramı bildiğimiz gibi İbrahim (a.s) zamanından bu zamana kadar gelen bir bayramdır.Bu güzel bayramımızı tüm kabul edenler için sağlıklı, huzurlu ve mutlu geçirmeleri dileklerimle.

Çağrı merkezleri probleme çözüm ortağı olan bir kuruluştur. Odağında ve kaynağında insan yatar. Yatırımını teknoloji, insan ve süreç üzerine yapar. Özellikle yatırımın insana yönelik olduğu kısımların en görünür tarafı ise eğitim ile gerçekleşir. Eğitimin odağında sadece insan olduğu için tek profesyonelleşmesi gereken alan öğretimdir.
Günümüzde bir çok öğretim modeli bulunmakta olup, zamanı en iyi kullanabildiğiniz öğrenim modeli ise e-öğrenme modelidir. Bu öğrenme modelinin en çok tercih edilme sebeplerinden birisi ise yine zamana ve mekana bağlı kalmaksızın bu teknolojiden yararlanılabiliyor olmasıdır.
Eğitimin söz konusu olduğu noktalarda zaman veya kârlılık gibi kavramların sözü bile geçmeyecektir ancak gerçek olandan da kaçılamaz. Çünkü kaynağı insan olan şirketler kaynağını eğitim için harcadığında kâr etmesi için gerekli kaynağı tüketmiş olacaktır. Bu durum ile ilgili ilk bakıştaki genel kanı eğitimin gereksiz olduğu yönünde olsa da hem fırsat maliyeti açısından hem de bilinçli ve bilgili olan yöneticiler eğitimin geri dönüşünün ve sağladığı katma değerin her zaman daha fazla olduğunun farkında olacaktır.
Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın. (İngiliz atasözü)
Yine de maksimum karlılık için verimliliğin iyi kullanılması açısından, zamanında iyi kullanılması gerekmektedir. Daha az zamanda daha çok iş yapma mantığından eğitimde etkilenmiş olacak ki “hap eğitimler” adı altında bir çok eğitim çıkmıştır. Özellikle e-öğrenme sistemleri günümüzde oldukça fazla kullanılmakta. Kurumsal firmalar çalışanlarının kişisel ve kurumsal gelişimlerini arttırabilmeleri için e-öğrenme sistemlerini kullanmaktadırlar. Bu sayede hem eğitim masraflarından hem de zamandan tasarruf etmektedirler. En büyük kâr ise çalışanlarının gelişimlerine sağlamış oldukları katkı olsa gerek.
Türkiye’de bu alanda çalışan dış kaynak e-öğrenme içerik sağlayıcısı mevcut. Bazı firmalar kendi e-öğrenme modellerini kendi yapsa da genellikle dış kaynaktan satın alma oldukça daha fazla. Bu alanda çalışan başarılı firmalardan ise bazılarını aşağıda paylaşıyorum..
Enocta
İnfinity teknoloji
Dracolex
Bizleri yöneten kalbimiz midir yoksa beynimiz mi? Sürekli olarak bu konu aklımıza gelir ve kendimize sorarız. Hatta bu konuda yüreğinin götürdüğü yere git gibi bazı deyimlerimizde var. Peki gerçekten bilimsel olarak doğru olan hangisi, işte bu yazımda biraz bundan bahsetmeye çalışacağım. Öncelikle incelediğimiz ve üzerine dair konuşacağımız şeyler birer organ olduğundan dolayı 🙂 bunları biraz tanıyalım.
Kalp : Ağırlığı ortalama 340 gr olan, bilinenin aksine göğsün orta çizgisine daha yakın olan ve asıl işi iki ayrı dolaşım sistemine kan pompalamaktır.
Beyin : Ağırlığı ortalama 1,4 kg olan ve %80’ni sudan oluşan beyin vücut enerjisinin %20 sine ise ihtiyacı vardır. Duyu organlarını kontrol eder. Hormonların salgılanmasını kontrol eder. İstemli hareketlerin kontrol merkezidir.
Bu organların kendilerine ait yukarıdaki gibi görevleri olsada bizim onlara yüklediğimiz farklı görevler de vardır. Özellikle kalp buna en çok maruz kalandır. Sevgi, aşk, kardeşlik, acı, keder, mutluluk gibi kavramları sürekli olarak kalpten duyduğumuz ifade edilir. Kalpten sevmek, onu kalbinden çıkaramamak bunların ise başında gelen ifadelerdir. Durum böyle olunca kalbe yüklenen misyon gereği de vucüt üzerinde hangi organın hükmünün geçtiği sürekli olarak tartışılır.
Ne kadar tartışılır olsada aslında gerçek bariz bir şekilde gözümüzün önünde duruyor. Çünkü vücudu yöneten tamamen hormonlardır ve bu hormonların salgılanma görevini ise beyin yönetir. Aslında hayata dair duygusal veya mantıksal herhangi bir karar verme anımızda veya hislerimizde her şey beyinde başlar ve sonlanır. Biz istediğimiz kadar yüreğimizi ön plana çıkarmak istiyor olsakta karar verebileceğimiz ve bu duyguları hissedebileceğimiz tek yer beyindir.
Neden peki biz bunları kalbimizde hissettiğimizi düşünür ve bu şekilde davranırız sorusunun cevabı ise beynin içinde gizli. Beyin tam olarak iki lobtan oluşmak ile beraber bu iki lobun’da kendine öz görevleri vardır. Beynimizin sol lobu sayısal (mantıksal), sağ lobu ise sosyal (duygusal) dataları içerir. Aslında biz bir konuda mantıksal değilde duygusal kararlar vermeyi istediğimiz de yüreğimiz değil sadece beynimizin sağ lobu devrededir.
Sürekli olarak duyguların kalp içinde olması ve sanki bu kararlar oradan veriliyor muş gibi gözükmesi ise bu zamana kadar kalbe yüklenmiş olan hayalsel görevler ve vucüt için hayati önem taşıyor olmasındandır.